Turgut Özal Millet Cd No:117 ÇAPA Fatih/İstanbul

Fitoterapi Tedavisi

fitoterapi tedavisi

Fitoterapi

Bitkilerde bulunan aktif bileşenlerin tedavi edici özelliklerinin incelenmesi ve bunlardan faydalanılarak hastalıkların tedavisinde kullanılmasını inceleyen bilim dalıdır. ESCOP tanımına göre “Fitoterapi, bilinen kalite, güvenlik ve etkinlik standartlarına göre, hastalıkların veya yaralanmaların tedavisinde, hafifletilmesinde ve/veya önlenmesinde, onlardan türetilen bitki ve preparatların bilime dayalı tıbbi kullanımıdır.” (ESCOP: European Scientific Cooperative on Phytotherapy). 1989 yılında Avrupa’da kurulmuş, her ülkenin ulusal birliklerinin fitoterapi alanındaki akademik temsilcilerinin yer aldığı organizasyondur. Bu yapıda; Fransa, İngiltere, Danimarka, Almanya, İrlanda, Hollanda, Norveç, Avusturya, İsviçre, İtalya, Belçika, İsveç temsilcileri yer almaktadır.

Fitoterapinin Gelişimi

İnsanlar ilk çağlardan beri çevrelerinde bulunan ve şifalı olduğu tecrübelerle ortaya konulmuş bitkilerle hastalıklarını tedavi etmekteydi. Günümüz farmakoloji (ilaç bilimi) biliminin gelişmesinde Fitoterapi biliminin yeri çok büyüktür.

Yunan doğa felsefesinde 4 elementin (ateş, su, toprak ve hava) insan vücuduna aktarılması, günümüze kadar ortaya çıkan tıbbı tanımlayan 4 bedensel sıvıya (siyah safra, sarı safra, kan ve balgam) ilişkin bitkileri yerleştirmiştir. Antik çağlarda, tıbbi bakım çoğunlukla bitkileri ilaç olarak kullanarak yapılmaktaydı. Şifalı bitkilerin ilaç hazırlamada kullanımı 5000 yıllık bir Sümer kil levhası üzerinde bulunmuştur. Bu levhada 250’den fazla bitkiden bahsedilmektedir.

M.Ö. 1550 yılında yazılmış olan Ebers Papirüsü, 700 bitki türünden elde edilen 877 reçete içerir. Hipokrat (M.Ö. 400), Dioscorides (MS 50), Pliny (MS 70), Galen, İbn-i Sina(980-1037) gibi modern tıbbın öncüleri aynı zamanda modern Fitoterapinin de öncüleriydi. Tarih boyunca, tüm dünyadaki insanlar sağlığı iyileştirmek için şifalı bitkiler kullandılar ve şifa sanatının merkezinde oldular. Dünyadaki tüm kültürlerde sürekli araştırma, test etme ve doğrulama süreci Fitoterapinin gelişmesine neden oldu.

Bitkilerden İlaç Üretimi

Bitkilerin; kökleri, yaprakları, gövdeleri direk olarak ya da bunların içindeki etken maddeler ekstrakte edilerek kapsül, şurup, krem vb şekillerde kullanılabilirler. Aktif maddelerin tedavi edici özelliklerinin kaybolmaması için belirli toplama, kurutma, işleme ve depolama standartlarına dikkat edilmelidir. Rastgele toplanan, kurutulan ve saklanan bitkilerle Fitoterapi yapılamaz.

İnsan – Doğa ve Çevre İlişkisi

Her türlü ihtiyacımızı doğada bulabilmekteyiz. Gıda, hava, su, enerji kaynakları, güneş, toprak elementler gibi yaşamımız için gerekli her şey yaşadığımız dünyada mevcuttur. Ancak bunların her biri her zaman faydalı olmayabilir.

Güneş ışınları D vitamini üretimi için vücudumuz açısından çok gereklidir. Ancak uzun süre güneş ışınına maruz kalmak, içerdiği UV ışınları nedeniyle cilt kanserine sebep olabilmektedir. Bitkiler de gerektiğinde, uygun dozlarda ve doğru bir şekilde kullanıldığında sağlığımız ve yaşamımız için çok faydalı olurken, bilinçsiz kullanım sonucunda bize toksik etki gösterebilirler ve ölüme kadar varan ciddi sonuçlar ortaya çıkabilir.

Bitkiler ve Fitoterapi

Bitkisel ilaçların doğal bir molekül yapısına sahip olması, daha az yan etki göstermesi, sinerjistik etkili olmaları ve organizmanın fizyolojisine uyumları nedeniyle sentetik ve yarı sentetik ilaçlara göre daha avantajlı gözükmektedir. Ayrıca 2000 yıllık bilinen dünya tarihi boyunca tedavi, bu bitkiler ve onlardan elde edilen ekstraktlarla yapılmıştır.

Günümüz tıbbi uygulama pratiğinde acil hastalıkların tedavisinde güncel sentetik ilaçlar daha hızlı etki göstermektedir. Ancak kronik hastalıklarda bu ilaçlar yetersiz kalmaktadır. Kronik hastalık durumlarında tedaviye bitkisel kökenli ilaçların eklenmesi ile tedavi etkinliği arttırılabilir. Mantar zehirlenmesinde kullanılan hızlı etkili Silybum marianum (Milk Thistle, deve dikeni ve Meryam Ana dikeni) bitkisinden elde edilen silymarin ve silybin kullanılır. Aynı zamanda karaciğer kanserinde de Silybum marianum Fitoterapötik olarak kullanılmaktadır.

Bitkilerden Üretilen İlaçlar

Bitkilerden ilk izole edilen aktif madde, afyondan elde edilen morfindir (1805). Bunu kodein takip etti ve arka arkaya fitofarmasötik olarak adlandırılan diğer birçok madde üretildi. Asprin söğüt ağacının (Salix alba) kabuğundan 1900’lerin başında üretilen ve günümüzde de kullanılmakta olan bitkisel kaynaklı bir ilaçtır.

Fitoterapinin Tıp Eğitimindeki Yeri

Kimyasal olarak sentezlenmiş ilaçların ortaya çıkması ile birlikte, geleneksel şifalı bitkiler unutuldu. Günümüzde ise, modern bitkisel ilaçların yanında Fitoterapinin de güçlü yanları olduğunun anlaşılması sonucunda, sentetik ilaçlarla şifalı bitki preparatlarının birbirini tamamlaması kaçınılmaz gözükmektedir. Bu uygulamaya ise “Tamamlayıcı Tıp”, “Bütüncül Tıp” denilmektedir. Son yıllarda Fitoterapi ürünlerinin kullanımı 4 kat artmıştır. Amerikalılar her yıl Fitoterapi için yaklaşık 2 milyar dolar, Avrupalılar da bu miktarlara yakın harcama yapıyorlar.

Fitoterapi, Almanya’da Tıp fakültelerinde ders olarak okutulmakta ve sigorta sistemi birçok Fitoterapi ilacını ödemektedir. Ülkemizde de giderek artan bir şekilde Fitoterapi önem kazanmaktadır. Üniversitelerde doktora programları açılmakta ve Tıp fakültelerinde kendine daha yaygın olarak yer bulmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından yeni yayınlanan hastalıkların tanı kodlarını içeren ICD-11’in son sürümünde geleneksel tıbbi yöntemleri de içeren bir bölümün olması resmen onaylanmıştır.

Fitoterapinin Kullanıldığı Hastalıklar

Fitoterapi; soğuk algınlığı, solunum hastalıkları, yorgunluk, sinirlilik, uyku problemleri, cilt hastalıkları, akne, hafif-orta şiddette depresyon, gastrointestinal rahatsızlıklar, menopozal semptomlar, mesane iltihabı ve benign prostat hiperplazisi gibi hastalıkların yanında daha kronik olan kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, romatizmal ağrı, dolaşım problemleri, damar problemleri, artrit, gibi hastalıkların tedavisinde de kullanılmaktadır.

Ayrıca antikanser özelliği olan ve bağışıklığı güçlendiren bitkisel preparatlar da kanser tedavisinde veya tedaviye yardımcı olarak kullanılmaktadır.

Bitkisel Kaynaklı Kemoterapi İlaçları

Birçok bitkisel kaynaklı olan KT ilacı bulunmaktadır. Aslen porsuk ağacından (Taxus baccata)  üretilen ve over (yumurtalık) kanserine karşı son derece etkili bir ilaç olan paklitaksel (Taxol), docetaksel (Taxotere) isimli sentetik ilaçlar da bitkisel kaynaklı KT ilaçlarına örnektir. Meme, akciğer, baş-boyun, prostat ve mide kanserlerinde kullanılır. Kanser hücresinde bölünmeyi engelleyerek büyümesini engeller.

Madagaskar salyangozu bitkisinden (Catharanthus roseus) yapılan diğer bir bitkisel kaynaklı KT ilacı grubu, Vinka alkoloidleridir (Vincristine, Vinblastine ve Vinorelbine). Bu bileşikler mikrotübül uçlarına bağlanarak, mitotik ilerlemeyi engeller ve hücre ölümünü indükler. Meme kanseri, yumurtalık (over) kanseri Hodgkin lenfoma ve beyin tümörlerinde kullanılır.

Bitkilerin veya mikroorganizmaların sekonder metabolitlerinin kullanımı, kanser tedavisinde büyük dikkat çekmiştir. Podofilotoksin, kanser tedavisinde, mitozda hücre döngüsüni bozan ve kanser hücrelerinin gelişimini önleyen antikanser bir ajandır. Kuzey Amerika bitkisi olan Podophyllum peltatum L.’den (mayıs elması) elde edilir. Ayrıca birçok bitkiden de elde edilmektedir. Camptothecan analogları (İrinotekan ve Topotecan) Asya’daki “Happy Tree” (Camptotheca acuminata)’dan türetilmiştir. Podofilotoksinler ve camptothecan analogları da topoizomeraz inhibitörleri olarak bilinmektedir. PTOX, Etoposid ve Teniposid gibi PTOX türevlerinin, kanser ve genital siğil tedavisi için kullanılmaktadır.

Fitoterapide Kullanılan İlaçlar da Sentetik İlaçlar Kadar Etkilidir

Amerikan Sağlık Enstitüsü’nün finanse ettiği bir çalışmada, hafif ve orta şiddetteki depresyonda, St John’s Wort (Hypericum perforatum, sarı kantaron) sentetik anti-depresanlar kadar etkili bulundu.

Gingko ağacının ekstrelerinin yaşlı hastalarda kısa süreli hafızayı artırdığını, Alzheimer hastalarında ve vasküler demans, bunama gibi diğer geriatrik hastaların semptomatik tedavisinde kullanılmaktadır.  Saw palmetto (Serenoa repens, cüce palmiye) ağacından elde edilen ekstrenin, 5α-redüktazı inhibe ederek benign prostat hipertrofisine bağlı yakınmaları sentetik ilaçlar kadar etkili bir şekilde azalttığını gösteren çalışmalar vardır.

Fitoterapi Ürünleri Kullanırken Dikkat Edilecek Hususlar

  • Bitkisel ürünler de bir ilaçtır ve doktor tavsiyesi olmadan kullanılmamalıdır
  • Kullanım dozuna ve süresine dikkat edilmelidir.
  • Usulüne uygun olarak elde edilmiş bitkiler kullanılmalıdır.
  • Taze bitki ya da kurutulmuş bitkilerin kök ve gövdeleri bitkisel çay olarak kullanılacaksa etken maddelerin kaybolmaması için hazırlama koşullarına uyulmalıdır.
  • Hastalık tedavisinde ve kanser tedavisi amacıyla kullanılacaksa standardize edilmiş ekstrakt ya da ürün kullanınız.
  • Kullanılacak ürünün pestisitlere maruz kalmamış olmasına dikkat ediniz.
  • Hamilelik sırasında doktorunuzun bilgisi olmadan bitkisel ürün kullanmayınız. Birçok bitkisel ürünün hamilelikteki etkileri hakkında yeterli veri yoktur.
  • Ameliyat olacaksanız en az 15 gün öncesinde bunları bırakınız ve doktorunuzu bu konuda bilgilendiriniz.
  • Kaliteli etken madde içeren ürünler kullandığınızdan emin olunuz. Maalesef piyasadaki birçok üründe etken madde yok denecek kadar azdır.

Tabiat bizim eczanemizdir. Ancak bu eczanede bulunan ilaçların her birinin ayrı ayrı özelliklerini bilmek, bitkisel ya da sentetik diğer ilaçlarla etkileşimlerini öğrenmek, bunları insanların tedavilerinde kullanabilmek için Fitoterapi eğitimi almış olmak şarttır. Yoksa etraftan duyma veya doğru-yanlış kullanımlarını duyarak baharat satılan ortamlardan temin edilen çeşitli maddeler ile Fitoteapi yapılamaz. Bitkisel kaynaklı ise zararı yoktur inancı yanlıştır. Unutulmamalıdır ki ilaçların da bir kısmı bitkilerden elde edilmektedir.

Bitkisel kaynaklı Fitoterapi ürünleri de uygun endikasyon ve kullanımda çok etkili bir tedavi aracı olabilirken yanlış kullanımları ciddi yan etkilere sebep olabilmektedir. Aynı şekilde her insanda her bitkisel ilaç kullanılamayabilir.  Fitoterapi ile tedavi edilecek kişilerin bu ilaçlara verebileceği tepkiler, yan etkileri, mevcut diğer hastalıkları ve kullandığı ilaçlar da değerlendirilmeli ve ancak bu konuda eğitim almış doktorlar tarafından tedavi edilmelidirler.