Turgut Özal Millet Cd No:117 ÇAPA Fatih/İstanbul

Prostat Kanseri

prostat kanseri tedavisi

Prostat

Mesanenin altında yer alan ve üretrayı (idrar kanalı, yolu) çepeçevre saran, sadece erkeklerde bulunan, idrar ve meni akışını kontrol eden, ceviz büyüklüğünde bir bezdir.

Prostat bezi, erkek üreme sisteminin bir parçasıdır. Spermi zenginleştiren spermi oluşturan sıvının çoğunu üretir. Yaşla birlikte boyutlarında artış olmaktadır.

Prostat Kanseri Sıklığı

Dünyada erkeklerde en sık 2. kanser nedenidir. 2012 yılında 1.1 milyon erkek prostat kanserine yakalanmıştır. Bu rakam erkeklerdeki kanserlerin %15’idir. Yani 7 erkekten biri yaşamı boyunca prostat kanserine yakalanmaktadır. Aynı yıl ise 300.000 prostat kanserine bağlı ölüm gerçekleşmiştir. Erkeklerde kanser nedeniyle ölümde %7 oran ile 5. sırada yer almaktadır. (Globocan 2012)

Prostat Kanseri Semptomları

Prostat kanserine bağlı bulgular, kanser dokusu ilerleyip üretraya bası yaparak idrar yapmada zorluk oluşturduğunda ortaya çıkar.  50 yaş üzerinde, ailede prostat kanseri öyküsü varsa ve siyah ırkta ve obezlerde risk daha fazladır. Kırmızı eti fazla tüketenlerde de bir miktar risk artışı vardır. E vitamini ve likopenin riski azalttığına dar veriler bulunmaktadır. Bu yüzden 50 yaş üstü erkeklere hiç şikayetleri olmasa bile prostat muayenesi ve PSA (Prostat Spesifik Antijen) baktırmaları tavsiye edilir.

Prostat kanserinde Belirti ve bulgular

Prostat bezinde kanser saptansa bile, erken dönemde herhangi bir belirti veya semptom yoktur. İdrar yapma şeklinde değişiklikler, sık idrara çıkma, ani olarak sıkışma fakat tuvalete gittiğinde çok az idrar yapabilme gibi bulgular prostat bezindeki büyüme nedeniyle olmaktadır ve bunun çoğunun sebebi de yaşa bağlı olarak bezdeki büyümelerdir. Yani kanserle bir ilişkisi yoktur.

Bazen bu değişiklikler tümöral bir büyümeye bağlı olabilir ki bunun ihmal edilmeyerek erken saptanması önemlidir. Çünkü prostat kanseri erken saptandığında çok kısa bir sürede tam olarak tedavi edilebilmekte ve bu hastalıktan kurtulmak mümkün olmaktadır.

  • Mesanenizi boşaltma zorluğu
  • İdrar yaparken zayıf bir akış
  • Mesanenizin tam olarak boşalmadığı hissi
  • İdrarınızı bitirdikten sonra geride idrar (rezidü) kalması
  • Özellikle geceleri daha sık idrara çıkma ihtiyacı
  • Ani idrar yapma isteği ve idrar kaçırma.
  • İleri dönemlerde kemik tutulumuna bağlı olarak bel, kalça veya pelvis ağrısı
  • Ereksiyon problemleri
  • İdrar veya menide kan gelmesi
  • Açıklanamayan kilo kaybı.

Bu semptomlar, prostat bezinin kanser dışı infeksiyon ya da hipertrofisi (büyümesi), diyabet veya bazı ilaçlardan da kaynaklanabilir. Ancak bu semptomlar varsa doktorunuz tarafından bunlara neyin sebep olduğunun ortaya konulması ve tedavinizin buna göre düzenlenmesi önemlidir.

Prostat Kanserinden Korunma

  • Meyve ve sebzelerle dolu sağlıklı bir beslenme
  • Yüksek yağlı yiyeceklerden kaçınmak
  • Vitamin ve mineral bakımından zengin yiyecekleri seçiniz.
  • Düzenli spor (yürüyüş) yapın ve kilonuzu koruyun. Spor yapmayan erkeklerin PSA düzeylerinin daha yüksek olduğuna, yapan erkeklerin ise prostat kanseri riskinin daha düşük olabileceğine dair bazı kanıtlar vardır.
  • Sağlıklı bir kiloyu koruyun. Şu andaki kilonuz sağlıklıysa, haftanın çoğu günü egzersiz yaparak sürdürmeye çalışın. Kilo vermeniz gerekiyorsa, daha fazla egzersiz yapın ve her gün yediğiniz kalori miktarını azaltın. Doktorunuzdan sağlıklı kilo kaybı için bir plan oluşturma konusunda yardım isteyin.
  • İdrar problemleri varsa ihmal etmeden doktorunuzla konuşun.

Tanı Yöntemleri

  • Kanda PSA bakılması
  • Parmakla prostat bezinin muayenesi
  • Rektal USG ve biyopsi
  • BT, MRI, PET/BT gibi görüntüleme yöntemleri
  • Patolojik değerlendirme

Yukarıdaki yöntemlerin değerlendirilmesi sonucu tam bir evreleme yapılır ve hasta ile tedavi seçenekleri konuşularak tedavisi planlanır.

Tedavi Seçenekleri

Düşük riskli ve erken evre prostat kanseri teşhisi konan erkekler için hemen tedavi olmak gerekmeyebilir. Aktif takip dediğimiz yöntem, belirtilere neden olmayan, çok yavaş büyümesi beklenen ve prostatın küçük bir alanı ile sınırlı olan kanser için bir seçenek olabilir.

Ciddi sağlık sorunu olan veya kanser tedavisini zorlaştıran ileri yaşta olanlar için de aktif gözlem düşünülebilir. Aktif takip ile bazı aralıklarla kanserde ilerleme olup olmadığını izlemek için düzenli yakın takip, kan testleri, rektal muayeneler ve muhtemelen biyopsiler yeterlidir. Testler kanserin ilerlediğini gösteriyorsa, ameliyat veya radyoterapi gibi bir prostat kanseri tedavisini tercih edebilirsiniz.

Cerrahi

Radikal Prostatektomi; prostat bezinin çevresindeki dokuların ve birkaç lenf düğümünün çıkarılmasını içerir. Radikal prostatektomi robotik yöntemle (kapalı ameliyat) küçük birkaç kesiyle veya açık olarak alt karın bölgesine yapılan bir kesiyle uygulanır. Radikal prostatektomi idrar tutamama ve erektil disfonksiyon (sertleşememe) riski taşır.

Radyoterapi (RT)

Prostat bölgesine lineer hızlandırıcı cihazlar ile yüksek enerjili X ışınları veya protonlar kullanılarak uygulanır. Bu tedavi düz bir tedavi masasında yatarak, vücudun dışından yapılan eksternal RT yöntemi ile haftada 5 gün, 7 hafta boyunca uygulanan bir tedavi şeklinde ya da robotik bir RT yöntemi olan Cyberknife cihazı ile stereotaksik radyocerrahi uygulaması yapılarak sadece 5 günde tedavi tamamlanır.

Prostat Kanserinde Brakiterapi

Ayrıca vücut içine, prostat dokusuna yerleştirilen pirinç boyutunda birçok radyoaktif seed ile uzun bir süre boyunca düşük dozda radyasyon verilerek uygulanan, Brakiterapi olarak adlandırılan diğer bir yöntemle de RT uygulanmaktadır. Bu seedler hastada kalır, tekrar çıkarılmaz.

RT’nin yan etkileri; sık ve ağrılı idrar yapma, idrar tutmada zorluk, barsak hareketlerinde artış, ağrılı dışkılama ve erektil disfonksiyon (sertleşememe) oluşabilir.

Prostat Kanserinde Hormon tedavisi

Vücudunuzun erkeklik hormonu olan testosteron üretmesini durdurma tedavisidir. Prostat kanseri hücreleri, büyümelerine yardımcı olarak testosteron kullanır. Testosteron kaynağının kesilmesi, kanser hücrelerinin ölmesine veya daha yavaş büyümesine neden olabilir.

Hormon tedavisi, prostat kanseri olan erkeklerde kanseri küçültmek ve tümörlerin büyümesini yavaşlatmak için kullanılmaktadır. Erken evre prostat kanseri olan erkeklerde, hormon tedavisi, RT’den önce tümörleri küçültmek için kullanılabilir, böylece RT’nin başarılı olma olasılığını artırabilir.

  • Vücudunuzun testosteron(Tt) üretmesini engelleyen ilaçlar:  LH-RH agonistleri (Luteinize edici hormon salgılayan hormon), testislerin testosteron yapmak için mesaj almalarını önler. Löprolid (Lupron, Eligard), Goserelin (Zoladex), Triptorelin (Trelstar) ve Histrelin (Vantas) bulunur. Kullanılan diğer ilaçlar, Ketokonazol ve Abirateron (Zytiga)’dur.
  • Testosteronun kanser hücrelerine ulaşmasını engelleyen ilaçlar: Anti-androjenler olarak bilinen ilaçlar, testosteronun kanser hücrelerinize ulaşmasını önler. Bu ilaçlar; Bikalutamid(Casodex), Nilutamid(Nilandron) ve Flutamid’dir. Diğer hormon tedavileri artık etkili olmadığında Enzalutamid (Xtandi) bir seçenek olabilir.
  • Orşiektomi (Testisleri çıkarmak için yapılan cerrahi): Testisleri çıkarmak vücuttaki testosteron seviyelerini azaltır.

Hormon tedavisinin yan etkileri erektil disfonksiyon, sıcak basmalar, kemik kütlesi kaybı, azalmış cinsel dürtü ve kilo alımıdır.

Prostat Kanserinde Kriyocerrahi veya Kriyoablasyon

Kanser hücrelerini öldürmek için dokunun dondurulması işlemidir. Kriyocerrahi sırasında, ultrason kılavuzluğunda prostata küçük iğneler sokulur. İğnelere çok soğuk bir gaz verilir ve bu da dokunun donmasına neden olur. Daha sonra, dokuyu yeniden ısıtmak için iğnelere ikinci bir gaz yerleştirilir.

Donma ve çözülme döngüleri kanser hücrelerini ve etrafındaki bazı sağlıklı dokuları öldürür. Prostat kanseri için kriyocerrahi yüksek komplikasyon ve yan etkilere neden olduğu için RT yapılmamış hastalar için kurtarma tedavisi olarak daha sık kullanılmaktadır.

Prostat Kanserinde Kemoterapi

Uzak vücut bölgelerine metastaz yapmış prostat kanseri olan erkekler ve ayrıca hormon tedavisine cevap vermeyen kanserler için bir seçenek olabilir. En sık yan etkiler; saç dökülmesi, ağız yaraları, iştah kaybı, bulantı ve kusma, ishal, anemi ve halsizliktir. Uzun dönemde periferik nöropati ( özellikle Dosetaksel ve Kabazitaksel sonrasında), nadir olarak lösemi (Mitoksantrona bağlı olarak) görülebilir.

KT için kullanılan ilaçlar; Dosetaksel (Taxotere), Cabazitaxel (Jevtana), Mitoksantron (Novantrone), Estramustine (Emcyt)’dir.

Prostat Kanserinde İMMUNOTERAPİ (Biyolojik terapi)

İlerlemiş kanser hastalarında bağışıklık tepkileri ya hiç gelişmemiş ya da kanser tarafından kapatılmıştır. Kanserle savaşmanın bir yolu da, bağışıklık sistemi hücrelerini kanser hücreleriyle savaşmak için yeniden eğitmektir.

Bu tedavide, kendi bağışıklık hücrelerinizin bazıları alınarak, genetik olarak prostat kanseriyle savaşmak için onların laboratuvarda düzenlenmesi, daha sonra bu hücrelerin bir damar yoluyla vücudunuza geri verilmesi işlemidir. Bu tedavi yöntemi çok pahalı ve en az 3 kere ve 2 haftada bir tekrarlamayı gerektirir. Bu amaçla Sipuleucel-T (Provenge) adı verilen bir biyolojik tedavi türü geliştirilmiştir.

  • Sipuleucel-T (Provenge):

Hormon tedavisine dirençli metastatik prostat kanseri olan erkekler için FDA tarafından onaylanmış hücre bazlı bir prostat kanseri aşısıdır. En yaygın olarak kemoterapiden önce verilir, ancak bazı erkeklerde kemoterapiden sonra bile etkili görünmektedir. Bu immünoterapi yöntemi PSA’yı düşürmez, semptomları tedavi etmez veya hastalığın ilerlemesini geciktirmez. Ancak hastanın ömrünü uzattığı gösterilmiştir.

Bu tedavinin tam olarak nasıl çalıştığını açıklamaya çalışan devam eden çalışmalar var. Sipuleucel-T sadece hastanın yavaş büyüyen bir tümörünün olduğu ve hızlı kanser küçülmesine ihtiyaç duyulmayan durumlarda düşünülmelidir. Yan etki olarak; ateş, üşüme, bulantı ve kemik/kas ağrılarıyla grip benzeri bir hastalık geçirebilirsiniz. Genellikle asetaminofen ile tedavi edilebilir  ve 3 gün içinde bu etkiler kalkar.

  • Pembrolizumab (Keytruda):

Kanser hücrelerini maskeleyen ve tümör öldürücü bağışıklık hücrelerini aktive eden kimyasal sinyalleri bloke eden bir immün kontrol noktası inhibitörüdür. Pembrolizumab, FDA tarafından 2017’de, yanlış eşleşme onarım genlerinde (MMR) mutasyonları olan ve / veya tümörde mikrosatellit kararsızlığı (MSI) sergileyen prostat kanseri de dahil olmak üzere tüm solid tümörlerin tedavisi için onaylandı. Bu tedavinin uygulanacağı hastalar, önceki tedaviler sonucunda kanseri ilerleyen ve tatmin edici alternatif tedavi seçeneklerine sahip olmayanlardır.

Pembrolizumab her 3 haftada bir damardan verilir. En sık görülen yan etkiler yorgunluk, öksürük, nefes darlığı, bulantı, kabızlık, kaşıntı, döküntü ve iştahın azalmasıdır. Bağışıklık sistemini değiştirerek çalıştığı için, tipik olarak ilacı durdurmak ve bazı durumlarda bağışıklık reaksiyonlarını baskılamak için steroid başlamak suretiyle tedavi edilen aşırı aktif bağışıklık tepkileriyle ilgili nadir, ancak ciddi yan etkiler oluşabilir.