Turgut Özal Millet Cd No:117 ÇAPA Fatih/İstanbul

İmmünoterapi

İmmünoterapi tedavisi

İmmünoterapi

İmmünoterapi kanseri önlemek, kontrol etmek ve ortadan kaldırmak ve kanser hücrelerine karşı savaşmak için vücudun bağışıklık sistemini uyaran tedavileri içerir. Bağışıklık sisteminin hafızası, kanser hücrelerinin nasıl göründüğünü hatırlamasını sağlar, böylece nük oluşursa, kanseri yeniden hedefleyebilir ve ortadan kaldırabilir. Biyolojik tedavi ve biyoterapi gibi isimler de kullanılmaktadır.

Kanserlerin bir kısmı insan bağışıklık sistemini (immün sistem) baskı altında tutan moleküller üretebilir. Bu durumu engellemek ve immün sistem hücrelerinin, kanser hücrelerine saldırması ve immün cevabı kuvvetlendirmek için geliştirilen tedavi yöntemleri geliştirilmektedir. İmmünoterapi kendi başına veya diğer tedavilerle birlikte kullanılabilir. Başlıca immünoterapi türleri şunlardır:

  1. Monoklonal Antikorlar
  2. İmmün Kontrol Noktası inhibitörleri
  3. Kanser aşıları
  4. Sitokin tedavileri

Monoklonal Antikorlar

Kanser hücrelerinin yüzeyindeki spesifik molekülleri tanıyan monoklonal antikorlardır. Monoklonal antikorun hedef moleküle bağlanması o molekülün tahrip olmasına sebep olur. Diğer grup monoklonal antikorlar ise bağışıklık sisteminin bazı hücrelerine bağlanır ve kanser hücrelerini daha iyi öldürmelerine yardımcı olur.

Toksik moleküller sağlayan monoklonal antikorlar; laboratuvarda üretilen proteinlerdir. Bu proteinler, kanser hücrelerinde bulunan spesifik hedeflere bağlanmak için tasarlanır. Bazı monoklonal antikorlar kanser hücrelerini işaretler, böylece bağışıklık sistemi tarafından daha iyi görülüp yok edilirler, bazıları ise hedef hücresine bağlandığında, monoklonal antikora bağlanan toksik molekül (radyoaktif bir madde veya zehirli bir kimyasal madde, difteri toksini gibi) hücre tarafından alınır ve sonuçta bu hücreyi öldürür. Toksin, antikor için hedef olmayan hücreleri, yani vücuttaki hücrelerin büyük çoğunluğunu etkilemeyecektir.

İmmün kontrol noktası inhibitörleri

Bu inhibitörler direk kanser hücrelerine saldırmaz. Bağışıklık sistemi hücrelerinin (sitotoksik T lenfositleri) kanser hücrelerine saldırması önleyen engelleri (frenleri) ortadan kaldırır. T hücreleri alınarak, mevcut kansere karşı en aktif olanlar laboratuvarda birkaç haftada çoğaltılır. Bu kansere karşı daha saldırgan olan T hücreleri damar yoluyla (IV) geri verilir. Böylece bağışıklık sisteminin kanser hücrelerine saldırma gücü desteklenmiş ve güçlendirilmiş olur. Bu tedavi adaptif hücre tedavisidir. Üç tip uyarıcı hücresel tedavi geliştirilmiştir:

  1. Kimerik Antijen Reseptörü (CAR) T hücresi tedavisi, hastaların kanından çıkarılan T hücreleri, tümör hücrelerini tanımak ve öldürmek için laboratuvarda eğitilirler. Genetik olarak tasarlanmış çok sayıdaki T hücresi daha sonra hastaya kanseri bulmak ve mücadele etmek için verilir. Lösemide çok başarılı sonuçlar alınan bu yöntem şimdi beyin tümörlerinde (Glioblastome multiforme) denenmektedir.
  2. Tümör infiltre lenfosit (TIL) terapisi, hastanın cerrahi olarak çıkarılmış bir tümör parçasından toplanan T hücrelerini kullanır. Bu hücrelerin sayısı laboratuvarda büyük oranda artırılı ve daha sonra hastaya geri verilir.
  3. Endojen T-hücresi (ETC) terapisi, hastanın kanındaki T hücrelerini kullanır. Bu farklı T hücre havuzundan, yalnızca kansere özgü belirteçleri tanıyabilecekler seçilir. Bu spesifik T hücrelerinin sayısı önemli ölçüde artırılarak hastaya geri verilir.

İmmünoterapi, mevcut kanser tedavilerinden daha hassas, daha kişisel ve daha etkili olma potansiyeline sahiptir.

Kanser Aşıları

Kanser hücrelerinin yüzeylerinde kansere özgü antijenler adı verilen ve sağlıklı hücrelerde olmayan moleküller vardır.

Bu moleküller bir insana verildiğinde antijen olarak hareket eder. Kanser aşıları, tümöre özgü veya tümörle ilişkili antijenlere karşı bir bağışıklık yanıtı ortaya çıkararak, bağışıklık sistemini bu antijenleri taşıyan kanser hücrelerine saldırmaya teşvik etmek üzere tasarlanmıştır. Kanser aşıları bağışıklık sistemini, bu molekülleri yüzeylerinde tutan kanser hücrelerini tanımak ve yok etmek için uyarırlar. Çoğu kanser aşıları ayrıca bağışıklık tepkisini güçlendirmeye yardımcı olabilecek maddeler içerir.

Kanser Aşılarının Yapıldığı Moleküller

Kanser aşıları; hücreler, proteinler, DNA, virüsler, bakteriler ve küçük moleküller olmak üzere çeşitli bileşenlerden elde edilebilir. Pek çok merkez bu yöntemleri kullanarak yeni aşılar geliştirmek üzere çalışmalar yürütmektedir.

Bazı kanser tedavisi aşıları, kanser hücreleri, hücre parçaları veya saf antijenlerden oluşmaktadır. Elde edilmeleri için, hastanın kendi bağışıklık hücreleri çıkarılır ve aşı oluşturmak için laboratuvarda bu maddelere maruz bırakılır. Aşı hazır olduğunda, kanser hücrelerine karşı bağışıklık tepkisini arttırmak için vücuda enjekte edilir. Bu şekilde üretilen ilk aşı Sipuleucel-T (Provenge)’dir. Bu aşı ABD’deki tek onay alan kanser aşısıdır ve ileri evre metastatik prostat kanserine karşı kullanılır. Bağışıklık sistemi hücreleri olan beyaz kan hücreleri hastanın kanından alınır. Bu hücreler bir laboratuvarda, dendritik hücreler adı verilen özel bağışıklık hücrelerine dönüştüren kimyasallara ve prostat kanseri hücrelerine karşı bir immün yanıt üretmesi gereken prostatik asit fosfataz (PAP) adlı bir proteine ​​de maruz bırakılırlar. Dendritik hücreler daha sonra damar içine(IV)  infüzyon yoluyla hastaya geri verilir. Bu işlem 2 hafta arayla iki kez daha tekrarlanır, böylece hasta 3 doz aşı alır. Vücuda verilen dendritik hücreler bağışıklık sistemi hücrelerinin prostat kanseri hücrelerini bulmasına ve saldırmasına yardımcı olur.

Tüberküloza neden olan bakterinin zayıflatılmış şeklini içeren BCG (Bacillus Calmette-Guérin) aşısı verem hastalığında koruyucu amaçlı kullanıldığı gibi aynı zamanda mesane kanserinin tedavisinde de kullanılan bir immünoterapidir. BCG aşısı doğrudan bir kateterle mesaneye uygulandığında, kanser hücrelerine karşı bir immün tepkiye neden olur.

Koruyucu amaçlı kanser aşıları, bireyleri HPV (serviks, vaginal ve vulvar kanserler, anal kanser) veya hepatit B (karaciğer kanseri) gibi kansere neden olan virüslere ve bakterilere karşı aşılar.

Sitokin tedavileri

Vücudun bağışıklık yanıtını tetiklemek için interferon ve interlökin denilen proteinlerin hastaya verilmesine dayanır. İnterlökin-2 (IL-2), vücudun diğer bölgelerine yayılmış böbrek kanserlerini ve melanomları tedavi etmek için kullanılır. İnterferon alfa (IFN-alfa) melanom, böbrek kanseri, bazı lösemiler ve lenfomaları tedavi etmek için kullanılmaktadır. Sitokin tedavileri, etkinliklerini arttırmak için diğer immünoterapiler ile de birleştirilmektedir.

Bir hastanın genel durumu ve kanser tipi, hangi immünoterapilerin kendileri için uygun olduğunun belirlenmesine yardımcı olur. Tedavi sırasında iki farklı immünoterapi türü veya bir immünoterapi ile bir kemoterapi birleştirilebilir. Her immünoterapi tipinin farklı yan etkileri vardır.