Turgut Özal Millet Cd No:117 ÇAPA Fatih/İstanbul

Kanser Aşıları

kanser aşısı

Kanser Aşıları

Aşılar hayata başladığımız andan itibaren tanıştığımız ilk tedavi yöntemlerinden biridir. Yaygın görülen virüslere ve bakterilere karşı bağışıklık sağlanması amacıyla uzun yıllardır kullanılmaktadır. Hepatit B, Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak, Difteri, Boğmaca, Tüberküloz, vb mikroorganizmalara karşı aşılama programları devlet tarafından yürütülmektedir.

Aşıların Etki Mekanizmaları

Aşılamada zayıflatılmış veya ölü mikroorganizmalar kullanılarak vücudun savunma sistemlerinin bunlara karşı aktive edilmesi ve canlı patojenler vücuda girdiğinde yok edilmeleri amaçlanmaktadır.

Bazı aşılar ise patojenlerin uzun vadede kansere de sebep olabilmelerinden ötürü bu organizmalara bağlı infeksiyonları engellemenin yanında bunların sebep olabildiği kanserleri de önlemeye yardımcı olur. Bunlara örnek olarak İnsan Papilloma Virüs (HPV) ve Hepatit B Virüs(HBV) aşıları verilebilir. HPV’nin bazı türleri, serviks (rahim ağzı), anal kanal, boğaz ve diğer bazı kanserlere neden olmaktadır. HPV’ye karşı aşılar, bu kanserlerin bazılarına karşı da korunmaya yardımcı olabilir. HBV ile kronik enfeksiyonu olan kişiler, karaciğer kanseri için daha yüksek risk altındadır. Aşıyı HBV infeksiyonunu önlemek için yaptırmak bazı kişilerin karaciğer kanseri riskini de azaltabilir.

Kanser Aşılarının Mantığı

Kanserlerin pek çoğu ise virüs ya da bakterilere bağlı olarak değil, genetik ve çevresel faktörler, sigara, alkol, beslenme şekilleri, radyasyon ve daha pek çok çeşitli faktörlerin vücudumuzda yaptıkları etkiler sonucunda ortaya çıkmaktadır. Örnek olarak; akciğer, meme, prostat ve sindirim sistemi kanserlerinde etken bir organizma değil daha çok yukarıda bahsettiğimiz etmenlerdir. Güncel tedavi modaliteleri bu kanserlerin tamamen yok edilmesini henüz sağlayamamıştır. Uygulanan tedaviler sonucunda başlangıçta kür elde edilse bile bir süre sonra gelişen nüksler ve metastazlar hȃlȃ kanser ölümlerinin ciddi sebepleridir.

Kanser aşılarının geliştirilmesindeki mantık da benzerdir. Ancak aradaki fark, hastalıkları önlemek yerine, bağışıklık sisteminin zaten var olan bir hastalığa (kansere) saldırmasını sağlamaktır. Bu aşılar, bağışıklık sisteminin vücuttaki kanser hücrelerine karşı bir saldırı oluşturmasını sağlamaya çalışır. Amaç, kanser tedavisine yardımcı olmak veya diğer tedavilerden (KT, RT, HRT vb) sonra geri gelmesini önlemektir.

Kanser tedavisi aşıları, bağışıklık sisteminin antijenleri tanıma ve yok etme yeteneğini arttırır. Genellikle, kanser hücrelerinin yüzeylerinde kansere özgü antijenler adı verilen ve sağlıklı hücrelerin sahip olmadığı moleküller vardır. Bu moleküller bir insana verildiğinde antijen olarak hareket eder. Kanser aşıları, tümöre özgü veya tümörle ilişkili antijenlere karşı bir bağışıklık yanıtı ortaya çıkararak, bağışıklık sistemini bu antijenleri taşıyan kanser hücrelerine saldırmaya teşvik etmek üzere tasarlanmıştır. Kanser aşıları bağışıklık sistemini, bu molekülleri yüzeylerinde tutan kanser hücrelerini tanımak ve yok etmek için uyarırlar. Çoğu kanser aşıları ayrıca bağışıklık tepkisini güçlendirmeye yardımcı olabilecek maddeler içerir.

Kanser Aşılarının Yapıldığı Moleküller

Kanser aşıları; hücreler, proteinler, DNA, virüsler, bakteriler ve küçük moleküller olmak üzere çeşitli bileşenlerden elde edilebilir. Pek çok merkez bu yöntemleri kullanarak yeni aşılar geliştirmek üzere çalışmalar yürütmektedir.

Bazı kanser tedavisi aşıları, kanser hücreleri, hücre parçaları veya saf antijenlerden oluşmaktadır. Elde edilmeleri için, hastanın kendi bağışıklık hücreleri çıkarılır ve aşı oluşturmak için laboratuvarda bu maddelere maruz bırakılır. Aşı hazır olduğunda, kanser hücrelerine karşı bağışıklık tepkisini arttırmak için vücuda enjekte edilir. Bu şekilde üretilen aşı Sipuleucel-T (Provenge)’dir. Bu aşı ABD’deki tek onay alan kanser aşısıdır ve ileri evre metastatik prostat kanserine karşı kullanılır.

Prostat için üretilen bu aşı üretilirken, bağışıklık sistemi hücreleri olan beyaz kan hücreleri hastanın kanından alınır. Bu hücreler bir laboratuvarda, dendritik hücreler adı verilen özel bağışıklık hücrelerine dönüştüren kimyasallara ve prostat kanseri hücrelerine karşı bir immün yanıt üretmesi gereken prostatik asit fosfataz (PAP) adlı bir proteine ​​de maruz bırakılırlar. Dendritik hücreler daha sonra bir damar içine(IV)  infüzyon yoluyla hastaya geri verilir. Bu işlem 2 hafta arayla iki kez daha tekrarlanır, böylece hasta 3 doz aşı alır. Vücuda verilen dendritik hücreler bağışıklık sistemi hücrelerinin prostat kanseri hücrelerini bulmasına ve saldırmasına yardımcı olur.

Aşı Geliştirilmeye Çalışılan Kanserler

  • Prostat kanseri: Yukarıda da bahsettiğimiz Sipuleucel-T, aşısının daha erken evredeki prostat kanserinde faydalı olup-olmadığı araştırılmaktadır.
  • Serviks (Rahim ağzı) kanseri: FDA rahim ağzı kanseri önleme aşılarını onayladı. Hastalığın çeşitli aşamalarında tedavi edilmesine yardımcı olan aşılar üzerine araştırmalar devam etmektedir.
  • Kolorektal kanser: Aşı üretilmeye çalışılan antijenler arasında; Karsinoembriyonik antijen (CEA), MUC1, guanilil siklaz C ve NY-ESO-1 bulunur.
  • Meme kanseri: Meme kanserini önlemeye yönelik ve tedaviye ek olarak etkili olabilecek aşılar geliştirilmeye çalışılıyor.
  • Akciğer kanseri: Akciğer kanserlerinin % 42’sinde bulunan MAGE-3, akciğer kanserlerinin %30’unda bulunan NY-ESO-1, p53, survivin ve MUC1 gibi antijenleri hedefleyen aşı çalışmaları vardır. Küba’da geliştirilen CIMAvax-EGF de bu amaçla geliştirilmiş, Evre IIIB-IV Küçük hücreli dışı akciğer kanserli hastalarda kullanılan bir aşıdır. Kanser hücrelerini direk öldürmemekle birlikte kanserin büyümesi için gerekli olan epidermal büyüme faktörünün (EGF) hücre yüzeyindeki reseptörüne bağlanmasını engelleyerek hücrenin büyümesi ve çoğalmasını engellemektedir. Dolaylı olarak kanser hücreleri ölmektedir.
  • Mesane kanseri: HER2 hücrelerini içerecek şekilde modifiye edilmiş bir virüsten yapılan bir aşının etkinliğini araştırıyor.
  • Beyin tümörü: Beyin tümörü hücrelerinin yüzeyindeki belirli molekülleri hedef alan tedavi aşılarını test eden çalışmalar devam etmektedir. Özellikle Glioblastom Multiforme üzerinde çok çalışma vardır.
  • Melanom:
  • Böbrek kanseri: Ameliyatla çıkarılan tümörden alınan kanser hücrelerinin yüzeyindeki proteinlerden aşı yapılmaktadır.
  • Miyelom:
  • Pankreas kanseri:
  • Lösemi: Akut miyeloid lösemi (AML) ve kronik lenfositik lösemi (KLL) gibi çeşitli lösemi türleri için aşılar denenmektedir.

Kanser Aşıları ve Onkolitik virüsler

Bazı virüsler laboratuarda değiştirilerek kanser hücrelerini enfekte etmeleri ve öldürmeleri sağlanabilir. Bunlara onkolitik virüsler denilir. Onkolitik virüsler tümör regresyonuna iki farklı mekanizma yoluyla aracılık eder. Tümör hücrelerinin içinde seçici olarak çoğalma yeteneğine sahiptirler. Hücreleri direkt öldürmenin yanında, virüsler ayrıca bağışıklık sistemini kanser hücrelerine saldırmak için uyarabilmektedirler.

Herpes Simplex Virus Type 1’in zayıflamış bir şeklinden üretilen Talimojen laherparepvec (IMLYGIC), doğrudan melanom tümörlerine enjekte edilen ve FDA onaylı onkolitik virüs aşısıdır. Kanser hücrelerinin içinde çoğalmakta ve onları yok etmektedir. Bu virüs ciltte melanomları veya ameliyatla alınamayan lenf düğümlerini tedavi etmek için kullanılabilir. Her 2 haftada bir, doğrudan tümörlere enjekte edilir.

Gelecekte Kanser Aşıları

Kanseri tedavi edebilecek aşılar üzerinde çalışmalar yoğun olarak devam etmektedir. Kanser aşıları da aslında insanın kendi bağışıklık sistemini harekete geçirip kanser hücrelerine saldırmasını sağlamaya yönelik etkiler oluşturmaktadır. Kanserle insanın savaşı bağışıklık sisteminin ne kadar güçlü olduğu ve değişen, kanserleşen hücreleri ne kadar etkin yok edebildiği ile direk ilişkilidir. Bağışıklığımızı zayıflatan her türlü etken (buna tedaviler de dahil) bizi kansere karşı güçsüz kılmaktadır.

Kansere karşı gerçek başarılı tedaviler, kanser hücrelerini yok ederken, insanın bağışıklığını kuvvetlendiren, en azından zayıf düşürmeden uygulanabilenler olacaktır. Tamamlayıcı tıbbi yöntemleri birde bu gözle değerlendirmek ve kanserin tedavisinde onlardan da yararlanmak kanserlerin tedavisinde yeni ufuklar açacaktır.